EYY…! %48.59

18 Nisan 2017 Salı

Psikolojik olarak ne kadar hazırdık bilemem. Fakat ekonomik ve fiziki olarak tamamen kendi hazırlığı ve uygunluğu doğrultusunda hareket eden bir resmi hükümet ve bir sözde tarafsız Reis-i Cumhur ile adım adım yürüdük 16 Nisan tarihine.

 Benim beklentilerim doğrultusunda, Türkiye’nin tarihini değiştirecek bir oylama adına sandık başına giden milletimiz, ‘’Tarih Değiştirmek’’ konusunda kendisini tam anlayamadığı bir seçim için oy kullanmaya mecbur edenler kadar istekli değilmiş.

 Tüm ülke halkının yaşamına etki edecek bu tarz oylamalarda gerçekten demokratik kararlar alınmak isteniyorsa, benim düşünceme göre seçim sonucu her zaman salt değil, nitelikli çoğunluk üzerinden hesaplanmalıdır.

 80 milyonun üzerinde olduğu söylenen yurdumuz insanlarının kim tarafından yönetileceğine karar vermek için bana sorarsanız ‘’1 milyon 379 bin 934’’ seçmenlik bir fark gayet yeterli ve ayırıcıdır.

 Fakat iş kimin tarafından yönetilmek değil ‘’birine teslim olup olmamak’’ kararı ise işte o zaman bu fark inanın bana okyanus kenarında ki bir kum tanesi kadar küçüktür.

 Bin bir şaibe iddiası ile zaten hem ulusal hem uluslar arası arenada üzerine gölge düşmüş bir seçimin galibi olan sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın sonuçlar açıklandıktan sonra o balkona çıkıp aslanlar gibi;

 Eyy benim milletim, gördük ki görmezden gelinemeyecek kadar büyük bir oranda yurttaşlarımız, ekmeğimizi, toprağımızı, tarihimizi ve geleceğimizi paylaştığımız vatandaşlarımız bu anayasa değişikliğine razı değil. Bu şartlar altında sistem değişikliği olmaz. Ben eğer bir gün başkan olacaksam tüm halkımın isteği ile tüm halkımın başkanı olmalıyım…

Şeklinde bir açıklama yapmasını çok isterdim.

 İnanın bana o zaman her anlamda zıt ideolojik görüşlere sahip kesimler bile kendisine saygı duyar ve Sayın Cumhurbaşkanı ortadan ikiye bölünmüş halkımızı yeniden kucaklaştırmak adına gerçekten tarihi bir fırsatı değerlendirmiş olurdu.

 Ülkenin yarısı ne istiyor?

Bu referandum bize gösterdi ki; sancak bir düşüncenin farklı dalları yada siyasetin detayları olmadığı takdirde ‘’resmileşmemiş’’ sonuçlara göre ülkenin yarısını oluşturan ve milliyetçiden, komüniste, muhafazakardan, sosyal demokrata ve liberale inanılmaz geniş bir yelpaze tek ses olabiliyor.

 Şimdi pes etmenin değil işi sıkı tutmanın zamanı.

 Belki de Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca tüm muhalefet partilerinin en sıkı çalışmak zorunda olduğu dönem.

 Hayır cephesinde birleşen hiçbir siyasi görüş yalnız bırakılmamalı. Gerekiyorsa her gün bir araya gelinmeli. Yerel kadroların yaptığı realist analizler üzerinde çalışmalar üretilmeli ve sonunda bu milyonlarca kişilik kitlenin hiç birini üzmeyecek politikalar belirlenmeli.

 Vatan severlik gayesi etrafında bir araya gelen bu rozetsiz birliğin ihtiyaçları çok. Yanlış anlamayın niyetim hiçbir liderin başarısız olduğunu ifade etmek değil ama tüm insanımıza hitap edecek yeni bir lider bu kendi başına önce vatan diyerek siyasi çıkarlarından vazgeçmiş kardeşlerimizin önüne geçmeli.

 Bu sefer sadece duygusal argümanlar değil, ekonomik planlar, dış politika hakkında çözümler, yeniden demokrasinin inşası ve tüm bunların halkın elindeki güçte saklı olduğu gerçeği anlaşılır bir biçimde sunulmalı kitlelere.

 Artık öğrendik ki güç gücü doğurmuyor. Güç bizim ancak biz verip biz alabiliriz. Biz halkız ve biz Türkiye Cumhuriyetinin yarısı eksik olduktan sonra hiçbir anlamı kalmayacağını bilen insanlarız…

 Kadına sormuşlar;

-Her şeyi kaybettik, ne yapacağız?

Bilge kadın  cevap vermiş;

-Çay koy, yeniden başlayacağız...

EYY…! %48.59 YORUMLAR ()

Yorum Yapın

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siyasetcafe.com sorumlu tutulamaz.

Adınız*
Yorumunuz*