VELEV Kİ BİZ APTALIZ…

28 Ağustos 2019 Çarşamba

 Velev ki biz ‘aptalız’; sonuçta sizlerin tanımlamasıyla ‘öteki’ tarafta duruyoruz. Bazı şeylerin bize ‘müstahak’ olduğunu düşünebilirsiniz, bundan dolayı da sözlerinizin, davranışlarınız ‘mübah’ bir yanı bulunulabilir. Lakin, sizleri 17 yıldır ‘sırtında’ taşıyanlara karşı benzer söylemlerde bulunmanız doğru değildir.

Son günlerdeki ‘aykırılıklarınız’, ‘ tezatlıklarınızın’ dozajı artınca, bunu söylemek zorunda kaldım. En yüksek ve yetkili makamlardan, memleketimizin, hem ekonomik hem siyasi açıdan ‘zor bir dönemden’ geçtiğine dair açıklamalar yapılırken, Cumhurbaşkanı Yardımcısı bir zatın “Türkiye bir şahlanış döneminin başında! Güzel günlerden geçiyoruz!” demesi, kime, nasıl bir mesaj verildiği konusunda şüphelerimizi artıyor. Bu sözün masumiyetine ilişkin tek dayanağımız, muhtemel bu açıklamanın, pek muhterem zatın, kayyım atanmış bir belediyenin varaklı bir makam odasından yapıyor ihtimalidir.

Benzer aykırılığınızı/tezatlığınızı; yine çok yüksek bir zevatın Milletvekillerinin 22 bin lira aylıkla geçinebilmede zorluk yaşadığı açıklamasını yaparken de yaşadık. Zira, yine sizden biri, bizlere asgari ücretle geçinebilmenin ötesinde, tasarruf bile yapılabileceğinin formülünü açıklıyordu.

Yine sizden birinin “İslami kaideye göre Tayyip Erdoğan'a oy vermek İslam'ın gereğidir, iman bunu emreder” derken, Bakanlık da yapmış bir diğeriniz “her cuma bir ayet sallıyorum, bakara makara” diyerek, olaya nasıl ‘laubali’ şekilde yaklaştığını da anlayamamıştık.

Liyakatten, adaletten, hakkaniyetten bahsederken; partinizin gençlik kolları başkanınızın sınavsız bir şekilde müşavir yapıldığını anlayamadığımız gibi. İlim, irfan yuvası dediğimiz üniversite rektörünün ‘ akademisyenler için kep değil, sarık daha uygundur’ açıklamasını anlayamadığımız gibi. Son olarak Tıp fakültesi hastanesi başhekim yardımcılığına bir veterinerin atanması gibi.

‘İleri teknoloji, uzay çağı, kendi uçağımızı’ yapıyoruz derken; binlerce hektar orman alanının yanıp kül olmasını, ‘motoru olmayan uçaklara’ bağladığınızda hiçbir inandırıcılığınız kalmıyor.

Her kişiye ve kuruma ‘terörist’ damgası vururken, bu ülkeye Başbakanlık yapmış sizden birinin “Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok kişi, insan yüzüne çıkamaz. Bizi bugün eleştirenler insan yüzüne çıkamazlar, açık söylüyorum. İleride bir gün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman en kritik dönemlerden biri 7 Haziran-1 Kasım arasındaki dönem olacaktır” sözünün açıklamaya muhtaç olmadığını kim söyleyebilir? Söz konusu iki tarih arasında 862 insanımız terör olayları sonucunda hayatını kaybetti. Bu ülkeye ne yaptınız siz böyle?

Çok yakın bir geçmişte, ‘damat’ bakanınız, seçmenin ‘Cumhurbaşkanımız çıksa, şuradan Ay'a kadar 4 şeritli yol yapacağım dese, Vallahi inanırız"’ sözünü aktarmıştı. Bu söz, sizin seçim dönemlerinde sıkça vurguladığınız‘ Ceketimizi koysak kazanırız’ savıyla örtüşen, siyaset biliminin, ideolojinin ‘biat ve teslimiyet’ vakasına hapsedilmiş bir sonucudur.

Son söz:

Velev ki biz aptalız; ama sizin ‘ceket’ giydirdikleriniz, büyüdü. Ceket artık dar geliyor, yama da tutmuyor.

VELEV Kİ BİZ APTALIZ… YORUMLAR ()

Yorum Yapın

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siyasetcafe.com sorumlu tutulamaz.

Adınız*
Yorumunuz*