Ahali’ni de al git

11 Kasım 2020 Çarşamba

 ( Birleşik bir yazı: Bir önceki ‘Ahalinin Ahvali’ yazımı okursanız iyi olur)

Bir önceki yazım ‘Ahalinin Ahvali’ yi okuyanlar ‘abarttığımı’ düşündüler…

Doğru düşünüyor olabilirlerdi;
toplumun tümü benim ‘Ahaliden’ olmayabilirdi… Önce oturup ‘keyifli bir çay’ içtim;
sonra da ‘araştırmacı-sorgulayıcı’ gazetecilik gereği yollara düştüm.

Bu ülkenin bir ‘düzeni’ vardı. Bu ‘düzenin’ nedenlerini-sonuçlarını irdelersem ‘ahalinin’ durumu hakkında daha geniş bir fikrim olacaktı.

Dolayısıyla ‘düzeni’ sorgulamaya başladım.

Tabii önce bu ‘düzenin’ cefakar-vefakar, gönüllü, hatta ‘kefenli’ gençlerine gideyim, dedim.

Ne de olsa bu memleketin ‘bekası’ için mezara bile gitmeye hazırlardı.
Öğrendim ki, bir yat’ta toplantı yapıyorlarmış. Çok önemli planları vardır diye rahatsız etmek istemedim.
Bilhassa, doğrudan başkanlarına gideyim, dedim, telefonla aradım… Jakuzi keyfini bozduğum için durduk yerde küfür yedim.

‘Düzenin’ gereğidir diye önemsedim.

‘Abla’ diye tanınıyordu…

Belediyede olduğunu, 4 yıldır çalıştığını duymuştum. Belediye yolumun üzerindeydi, uğradım. Bana ayın başında belediye önündeki bankamatikte görebileceğimi söylediler.
Mesai arkadaşları da o şekilde görebiliyorlarmış…

‘Düzenin’ gereğidir diye önemsemedim.

Bu memleketi kalkındıran, ülkenin dört bir yanını yollarla donatan, havalimanı, barajlar, elektrik, bakır, alüminyum üretimi, elektrik dağıtımı gibi iş’ler yapan müteahhit’e gideyim dedim.

Tam ofisinin kapısına geldim ki, içerideki konuşması dışarıya kadar duyuluyordu: “Milletin a….. koyacağız’…

Bu ‘düzen’ böyle bir şey mi? diye düşünmeden edemedim.

Bu ‘düzenin’ hiç mi dini-imanı olmaz diye düşünürken, ‘düzen’le sıkı-fıkı olan tarikatlara bir gideyim dedim…

‘Aman ha..sakın’ diye beni durdurdular… ‘düzenin’ orta yerine düşersin, sözlerinden doğrusu bir şey çıkaramadım.

Çare yok, bilim adamlarına danışmak gerekecek.

Doğru üniversiteye gittim. Rektör bey, ‘düzen’ sorgulamamdan dolayı beni çok saf bulduğunu söyledi.
‘ Aferin’ dedi…
Sonra da devam etti ‘ Ben bu ülkenin geleceği için cahil, okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum’ dedi.

Anlamadım tabii, ama ‘düzenin’ gereğidir diye önemsemedim.

Tamam artık, karar verdim…

Bu memleketi yönetenler var, siyasetçilerimiz; ‘düzenin’ aktörleri değiller mi?…
‘Ahali’ der demez anlatmaya başladı…

“Vatandaşın refahı arttı, refahı artan vatandaş bol bol koyun eti, inek eti yiyor, bol bol kırmızı et yenince ne oluyor, kırmızı etin fiyatı yükseliyor’ …

Harika…
Gerçek ‘düzen’ bu mudur, acaba?

Sohbet giderek koyulaşırken; sanırım yardımcısıydı, ikram olarak bir bardak içecek sundu. Rengi değişik geldiğinden sormuş oldum…

‘İç, iç… Deve sidiği şifalıdır’ dedi.

En azından ‘Düzenin’ gücünün nereden geldiğini anlamış oldum.

Ahali’yi orta yerde bırakamazdım…

Son bir hamle yaptım, ‘Her şeyi bilene’ bir gideyim dedim.

Ulak’çı mesaj getirdi….

‘Ahalini de al git!’

Ne yazık ki tüm çabalarıma karşın, ‘düzen’i öğrenemedim.

https://duzceahali.com/2020/11/09/886/

Ahali’ni de al git YORUMLAR ()

Yorum Yapın

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siyasetcafe.com sorumlu tutulamaz.

Adınız*
Yorumunuz*