Mesele siyasiydi hâlâ da siyasi

11 Kasım 2020 Çarşamba

 Ekonomi yönetiminin siyasetten bağımsız teknik bir mesele olarak ele alınması, böylece ekonomiyi siyaset dışına taşımak, neo-liberal ekonomik modelin siyasi mimarisinin en belirleyici yönü. Sınıfsal çıkarların, ekonomik taleplerin siyasetin konusu olmasının önü her alanda kapatılmaya çalışıldı. Özellikle örgütlü emek geriletildi, kamusal olan aşağılandı ama çok daha önemlisi ekonomi ile ilgili tartışmalar siyaset üstü “teknik” bir kapalı alana taşındı. Yapılan tercihler -tamamı son derece siyasi olmasına rağmen- kimsenin karşısında duramayacağı teknik bir zorunluluk gibi dayatıldı. Ekonomi yönetimi ve tartışması, ne yapılmalı sorusundan çok, kim ve nasıl sorularına sıkıştırıldı. Ne yapılacağı tartışılmaz hale geldi, konuşulabilecek sadece kimin daha iyi yapacağı oldu.

Bu gidişata geleneksel olarak direnebilecek siyasi odakların, mücadele yerine “uyumlanma” çabalarına veya ihanetler eşliğinde büyük yenilgilerine tanık olduk. Türkiye’de de bu zorlama ve karşısında gelişen toplumsal/siyasi dirençten kaynaklanan tıkanmalar yaşandı. Ekonomik krizler süreklilik kazanırken, aynılaşarak silikleşen merkez siyaset hızla gerilemeye başladı. Bugünün iktidarı AKP’yi, 2002 yılında kolayca iktidara taşıyan süreç bu hikayenin önemli bir aşaması. (Bu konuda Gazete Duvar’da Bahadır Özgür ile Ümit Akçay’ın yaptığı son “ekonomi politik” söyleşisine de göz atabilirsiniz) AKP’nin, son yıllarında bu yaslandığı “teknik gereklilikleri” siyasi nedenlerle zorladığını, bunu çarpıtarak “mücadele” gibi sunduğunu da izledik.

Böyle bir giriş yapmamın nedeni, Merkez Bankası Başkanı değişikliği, ardından Berat Albayrak’ın istifası ve sonrasındaki görev değişikliklerinin tartışılma biçimiyle ilgili. İstifa eden ekonomi bakanı olduğu için ve yapılan değişiklikler asıl olarak ekonomi yönetimiyle ilgili olduğu için, meselenin “ekonomi” başlığı altında konuşulması elbette makul bulunabilir. Ekonomide kısa vadeli etkiler yaratmasında da şaşırtıcı bir taraf yok. Meselenin ekonomide yaşanan sorunlarla, sıkışılan çaresizlikle bağı kuruluyor, yaşananların ekonomiye nasıl etkileri olacağı daha çok konuşuluyor. Ekonomik krizin elden kaçtığı için kelle almaya başladığından, hatta iktidar içinde yarattığı çatlaklardan bahsediliyor. “Normalden kopuş” diye formüle edilen gelişmeler, “ekonominin teknik gereklerinden” uzaklaşmanın komplikasyonları olarak okunuyor.

Berat Albayrak’ın istifasıyla liranın değer kazanması veya borsanın yükselmesi piyasaların gelişmeleri pozitif algıladığına delil sayılıyor. Rota değişikliği ihtimalinden söz açılıyor. Kulislere skandal sayılabilecek bilgiler yansıyor: Ekonomi Bakanı'nın Cumhurbaşkanı'na yanlış bilgiler verdiği, kendi bilgilerini yalanlayanların üzerine yürüdüğü hatta yumruklaştığı anlatılıyor. Uluslararası finans çevrelerinin ve ekonomi elitlerinin tercih ve beklentileriyle konunun ilişkisi tartışılıyor. Naci Ağbal ile Berat Albayrak’ın ekonomi görüşlerinin “hiç” uyuşmadığından bahsediliyor (hangi konuda uyuşmuyor veya bunun ne önemi var hiç bilmiyorum). Yaşananların ABD seçimleri sonrasındaki yeni pozisyona hazırlık olarak görülebilecek tarafları olduğu bile söyleniyor.

Berat Albayrak’ın istifasıyla ortaya çıkan skandal gelişmelerin ekonomi başlığı altında yoğunlaşan tartışmalara sıkışmasının bir başka sebebi ise muhalefetin ekonomi konusundaki eleştirilerini büyük ölçüde “teknik yeterlilik” sorunu gibi ortaya koyma ısrarı. Bir süredir ekonomik kriz tartışması Berat Albayrak parantezine fazla sıkışmıştı. Meral Akşener’in “damat” yüklenmeleri, muhalefet çevrelerinde popüler karşılık buldu, pek takdir toplar oldu. AKP içinden çıkan muhalefet partileri ve özellikle de Ali Babacan’ın “yaptık, bunlar bozdu, yine yaparız” diyerek kişiselleştirme yaklaşımı biliniyor. CHP, “zayıf karın” diye gördüğü liyakat meselesine daha sık müracaat etmeye başladı. Bu durum yüzünden iktidar cephesinde “reis damadı gönderse de rahatlasak” görüşü ağırlık kazanmıştı.

Albayrak’ın ekonomik kriz için günah keçisi olarak feda edildiğini kabul ettirmeyi; skandal gelişmelerin teknik bir uyuşmazlık, liyakat ve hatta sadakat meselesi olarak algılanmasını en çok isteyecek olan Erdoğan olmalı. Liyakat meselesini Erdoğan’a kadar ilerletmek, onu teknik yetersizliğin baş sorumlusu yapmak da durumun niteliğini fazla değiştirmiyor aslında. “Vezir fedasıyla şahın kurtulamayacağını” söylemek, ekonomik tercihleri biçimleyen siyasi sorunun aktörlere indirgenmesini engellemiyor. 5 Eylül tarihinde Gazete Duvar’da “Tek sorun liyakat mı?” başlığı altında, “ekonomiyi Berat Albayrak yönettiği için mi böyle, yoksa böyle yönetilmesi tercih edildiği için mi o yönetiyor?” diye sormuştum. Buradaki özneyi Erdoğan yapınca da soru değişmiyor aslında. Aynı şeyi daha iyi yapan bulunursa sorun çözülüyor mu?

Ekonomi alanındaki muhalefetin ağırlığı salt liyakat meselesine dayandırılınca ortaya çıkan -40 yıldır iyice yerleştirilmiş- sorunlu siyasi algı, seçimler ve anketlerde kendini açık ediyor. ABD seçimlerinde Trump’un -tam da istendiği gibi- ağır bir yenilgiyle gönderilememesinin nedeni olarak, seçmenin “ekonomi” konusunda Biden’ı yetersiz görmesi gösteriliyor. Prof. Özer Sencar Medyascope’da başında olduğu Metropoll Araştırma’nın önemli bir bulgusunu paylaşıyor: “Ekonomide sıkıntı var diyenlere, sorumlu kim dediğimizde iktidarı ve hatta Erdoğan’ı işaret ediyor ama kim düzeltir sorusuna muhalefet cevabı gelmiyor”. Bu iki veri, temel tercihleri sorgulama konusu yapmayan ve muhalefeti liyakat tartışmasına sıkıştıran bir söylemin sonuç alamadığını, iktidarı fazla sarsmayan zayıflığını gösteriyor.

Berat Albayrak’ın önü ve arkasındaki skandal gelişmeler eşliğinde istifası, ekonomik gelişmelere zorunlu bir müdahalenin konusu değil. Eğer öyle olsaydı bunun çok daha önce ve çok daha gösterişli biçimde yapılmasına şahit olurduk. En azından Erdoğan’ın elini kolunu bağlayacak biçimde onu koruduğu, risk alarak aşırı biçimde öne çıkarttığı süreç, bu kadar gözümüze sokulmazdı. Albayrak’ın ekonominin patronu yapılması bir “teknik” tercihin değil, siyasi bir stratejinin parçasıydı. Ekonomiyi daha iyi yönetecek biri arandığı için değil, ekonominin nasıl ve hangi önceliklerle yönetileceği anlatılmak için Berat Albayrak seçilmişti. Bu nedenle Albayrak istifasını getiren de ekonominin değil siyasetin gerekleri.

Ekonomi teknik incelikleri olan, özel uzmanlık gerektiren bir ihtisas alanı olabilir ama her bir parçasıyla ve temel tercihleri açısından tamamen siyasi bir mesele. Ekonomik sıkıntıların tetikleyici olması, bu kararın ve gelişmelerin bazı ekonomik neticeler almak veya bir rota değişikliği için yapıldığını kanıtlamaz. Piyasalar hangi hüsnü kuruntularla tepki verirse versin, kim hangi vehme kapılırsa kapılsın, olup bitenlerin gerekçeleri siyasi ve muhtemel sonuçları da siyasetle ilgili olacak. Erdoğan’ın sorunlarına siyasi olmayan cevaplar bularak siyaset yapmayı bırakmış olması, onu sahipsiz siyasi alandan gelen etkilerden korumaya yetmiyor. İstanbul sözleşmesi ve son olarak esnek çalışma geri basmaları son derece somut örnekler. Albayrak “fedası” da ekonomik açmazın değil, siyasi krizin bir parçası.

Mesele siyasiydi hâlâ da siyasi YORUMLAR ()

Yorum Yapın

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siyasetcafe.com sorumlu tutulamaz.

Adınız*
Yorumunuz*