KİM DEMOKRAT, KİM VATANSEVER, KİM İŞBİRLİKÇİ, KİM DARBE SEVER?

12 Kasım 2019 Salı

 Geçen haftanın gündemini meşgul eden konular arasında Bülent Arınç’ın KHK’lar faciadır sözü ilk sırayı aldı. Hemen Erdoğan’ın esef ederim sözü arkadan gelince; her zaman olduğu gibi Bülent bey sözüm yanlış anlaşıldı babından gerekçeler ileri sürerek geri adım attı. Lakin ok yaydan çıktığı gibi söz de ağızdan çıkınca bir daha yerine geri sokamazsınız. 15 Temmuz darbe kalkışmasında 251 vatandaşımızın şehit, 2000 üzerinde gazinin olduğu bu hareketi gölgeleyen her hareket ve her beyan yalnız darbecileri ve darbe severleri memnun ederken, gerçek darbe mağdurlarını da kahrından öldürür. İşte böyle zamanlarda aldığınız tavır sizin ne olduğunuzu açığa çıkarıverir. Çünkü Arınç’ın bu sözlerine balıklama atlayanların kimler olduğunu kolaylıkla görebilirsiniz.

DEMOKRAT DİYENLERE

     Yine geçen haftanın gündemine düşen ikinci haber; Mehmet Altan’ın beraatıyla, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın tahliye edilmesiydi. Bu üç isim yıllardır medyadan takip ettiğim kişilerdi. Bilhassa Ahmet Altan’ın Taraf Gazetesi genel yayın yönetmesi olduğu ilk zamanlarda askeri vesayete karşı verdiği mücadeleyi unutmamak gerekir. Bu nedenle demokrat, liberal ve bazı solcuların desteğini de kazandı.Lakin Fetö (O zaman ki adı cemaat) ve hükümet arasındaki çekişmenin başlamasıyla durum tersine döndü. Taraf’la 20’inin üzerinde gazeteci yazar yollarını ayırdı. Halbuki Ahmet Altan bir yazısında aynen şunları ifade etmişti. “Bir gün seçilmiş hükümetle başka bir güç karşı karşıya gelirse benim yerim seçilmiş hükümetin yanıdır”. Bırakın hükümetin yanında olmayı hükümetin darbe yoluyla yıkılması için elinden geleni yapmaktan çekinmedi. Darbeden birkaç gün önce TVdeki konuşmasında; “ Seçimlere daha iki yıl var ama iki sene önceden gideceği belli.. Darbenin önünü açan gelişmeler her neyse Erdoğan o yolları teker teker açıyor. Bakarsın bir gün Erdoğan’ın cesedini çöp yığınları arasında görebiliriz” gibi sözleri hangi demokratın, hangi liberalin ve hangi özgürlükçünün ağzından çıkar.Çıksa çıksa darbeseverlerin ağzından çıkar. Ama maalesef kendilerini bizlere  farklı tanıtmışlar Biliyorsunuz hiçbir yalan saklı kalmaz. İşin ilginç yanı Ilıcak özür dilerken, Ahmet Altan kahraman edasıyla boy gösteriyor. Gerçi bu iki kişi beraat etmedi, adli kontrolla tahliye edildi.

İŞBİRLİKÇİLER

    Türkiye’de bazı kesimler var ki; acaba bu insanlar bizim vatandaşımız mı diye sormamız gerekiyor. Kendilerini vatansever diye niteleyenler yurtdışına kaçtıktan sonra öyle suçlamalar yapıyorlar ki bunlara Türkiye vatandaşı demek bizlere hareket olur. Bazıları da yurtdışındaki toplantılarda yaptıkları konuşmalarla iç meselelerimizi şikayet konusu yapmaktan geri durmuyorlar. Bilhassa Barış Pınarı harekatı sırasında hiç olmazsa susun, içerde ne konuşursanız konuşun.

      Türkiye’nin bağımsız ve kararlı tutumundan rahatsız olanlar, yıllarca emperyalizme karşıyım diyenlerin sahtekarlıklarını da açığa çıkarmış oldu. HDP Diyarbakır milletvekili Sibel Yiğitalp ne diyor. “Türkiye kadar bölgedeki emperyalist güçlere sınırsız itaat gösteren başka bir ülke yoktur” Boşuna uğraşmayın, PKK ve PYD ABD’nin aparatı olarak tetikçilik yapmalarını gizleyemezsiniz.

CEVAP İSRAİL VE MACRON’DAN

   İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Tzipi Hotovely  ülkesinin Suriyeli Kürtlere(PYD-PKK) yardım ettiğini açıklayıp “ Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin çökmesi İsrail açısından tehlikeli bir senaryo oluşturur” diyor. Macron ise “Bir diğer Nato müttfikimiz olan Türkiye de bizim ilgimizin olduğu bir alanda haber vermeden askeri harekat düzenliyor” diyerek şikayet ediyor. Macron bey! O günler geride kaldı. Artık emireri olmaktan çıktığımızı hala anlamadınızmı?

 ERDOĞAN TRUMP GÖRÜŞMESİ

    Mektupdan sonra bizim muhaliflere bir şeyler oldu. Neymiş; Erdoğan bizim cumhurbaşkanımızmış, yalnız kendisini temsil etmezmiş falan filan…Adama sormazlarmı? Külliyeye gitme, Meclise gelince ayağa kalkma, diktatör aşağı dikatatör yukarı diye her dakika bağırıp dur, mektup gelince bizim cumhurbaşkanımız diye sahip çıkmaya kalk. Bu yaptığınız riyakarlıktır. Amacınız açıkca Türkiye-ABD ilişkilerine nifak sokmaktır. ABD’ye gitmesin çığlıklarıyla afişe oldular. Portakal mı, Greyfurt mu ne olduğu belli olmayan algıcı da; hangi mektubu götürecek derken, sevgili Kılıçdaroğlu’da sen postacımısın diyerek gülmemize vesile oluyor. Bunların hepsi 10 Kasım’da Atatürk’ün huzurunda yalan üstüne yalan söyleyerek gerçek Atatürkçüleri kandırmaya devam edecekler, Atatürk’ün kemiklerini sızlatma pahasına. Kalın Sağlıcakla.

KİM DEMOKRAT, KİM VATANSEVER, KİM İŞBİRLİKÇİ, KİM DARBE SEVER? YORUMLAR ()

Yorum Yapın

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siyasetcafe.com sorumlu tutulamaz.

Adınız*
Yorumunuz*