AFERİN BİZE

24 Temmuz 2017 Pazartesi

Flamingo (Ankara) caddesindeki evimizin önünde bir park yeri bulmanın sevinciyle arabamı park ederken çocukluğum geldi aklıma. Eskiden burada patika bir yol vardı, her taraf ağaçlar, eğrelti otlarıyla kaplıydı. Bu civarda ilk ev Düzce barosunun 1 nolu üyesi merhum avukat Ferhat Akgün’e ait,  ikinci ev ise bizimki (yıl 1971) Düşünün Flamingo ’da sadece iki ev var,

O zamanlar bu bölgede iki katlı bahçeli evlere izin veriliyormuş. Nedeni ise bölgenin jeolojik durumu. Burası aslında dolgu topraktır ve ana kaya oldukça aşağıdadır. O günün teknolojisiyle temel kazıları çok derinlere inemediğinden ilkokul çağı anılarımdan kalan evlerin hepsi iki katlı ve bahçeli. 70’li yıllar güzelliklerini 80’lere devredemedi maalesef.

1980 yılı askeri darbe ile belleklerimize kazınırken, asıl yıkıcı etkisi yıllar içinde toplumun hemen hemen her alanında baş gösteren “kültürel yozlaşma” ile ortaya çıktı. Kültürümüz hızla yozlaşırken, mimarimiz de o yozlaşmalardan nasibini aldı.

Yetmişli yılların jeolojik etütleri seksenlerde Sümen altı edilirken, derme çatma temeller üzerine 5 kata kadar ruhsat verdiler.

Allah rahmet eylesin, merhum Turan Abanoz’un bir konuşmasına tanık olmuştum. “Herkes beni suçluyor ama bu çarpık yapılaşmanın sorumlusu ben değilim” diyor ve devam ediyordu. “Bir deprem olsa şu apartmanların tamamı peynir dilimi gibi yıkılır.”

 1999 depremini Akçakoca’da yaşadım. Herkes gibi kendimizi dışarı attığımda o sözler aklıma geldi Allah’tan deprem Akçakoca’yı teğet geçti de o feci son bizleri bulmadı.

Siz çarpık yapılaşmayı neye bağlıyorsunuz bilmem ama ben, insanoğlunun bitmek bilmeyen ihtirasına ve kültürel yozlaşmasına bağlıyorum.Nüfus artışı bahane edilmemeli.

Bölgede irili ufaklı 400 civarında parsel var. Dönemin belediye başkanları dik duruş sergileyerek kat yüksekliğini arttırılmasına izin vermeseydi ne olurdu sizce? Sonucu tahmin bile edemiyorum. Maazallah ya canıyla öderlerdi ya da şehri terk etmek zorunda kalırlardı Bırakın parsel sahiplerini onu en yakın mesai arkadaşları bile tefe koyardı. Flamingo semti seksenli yıllardan başlayarak adeta bir beton yığınına döndü. Bereket bina yapacak arsa kalmadı da rahatladık! 

Şimdi filmi geri sarmak istiyorum. Dönemin belediye başkanları o zamanların 10.000 nüfuslu Akçakoca’sında 1500-2000 kişiyi karşısına alıp 70’li yılların imar planında diretseydi, sahil kesiminde herkesin bahçeli deniz gören evi olurdu, kıyı şeridi korunmuş olurdu, Akçakoca şirin bir tatil beldesi görünümünde olurdu. Çok katlı bina yapmak isteyenlere ise Osmaniye’nin tepe kısımlarında daha sağlam zemin üzerinde ruhsat verilseydi güzel olmaz mıydı?Şu anki manzara nasıl peki? O evlerde oturanlar hiç rahatsızlık duymuyorlar mı?Akçakoca’mızın sahil kesimlerinde 5 katlı binalar, tepe kesimlere çıktıkça yine 5 katlı binalar.Sahil bandındaki yoğunluğun azaltılması, tepe kısımlardaki binaların kat yüksekliğinin ise daha da arttırılması lazımken her yer aynı.

Bazen düşünüyorum da Akçakoca’mızın el birliğiyle bu kadar sağlıksız büyümesini başarmak kolay iş değil, ihtiras, azim ve kararlılık ister. Her halde başarabildiğimiz en güzel iş bu.

Aferin Bize!

AFERİN BİZE YORUMLAR ()

Yorum Yapın

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siyasetcafe.com sorumlu tutulamaz.

Adınız*
Yorumunuz*