AB süreci canlanıyor mu?

8 Aralık 2015 Salı

 29 Kasım 2015 günü Brüksel'de Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) katılım süreci için önemli bir kilometre taşı teşkil edecek bir zirve toplantısı gerçekleşti.

Alınan kararlardan biri, bundan böyle, yılda iki kez zirve toplantısı yapılması hakkındadır. Eğer bu karar aksaksız uygulanabilirse, Türkiye'nin AB'ye katılım süreci önemli bir ivme kazanabilir.

Zirveler, hassasiyetlerimizi AB liderlerine birinci elden iletmek için büyük bir fırsat yaratacaktır. Ancak bu zirveleri sadece Türkiye'nin görüşlerinin karşı tarafa doğru anlatılacağı forumlar olarak görmemek gerekir. Aynı zamanda Türkiye'nin liderleri de AB'nin Türkiye'den beklentilerini birinci elden öğreneceklerdir. Liderlerimizin Türkiye'nin eksikliklerini Avrupalı liderlerden dinlemeleri, Türk bürokratlar tarafından kendilerine iletilmesine nazaran çok daha etkili olacaktır. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, Moskova'daki cami açılışından döndükten sonra yaptığı ilk açıklamada, Suriye konusunda, Beşşar Esed'in Cumhurbaşkanlığı makamında uzun süre kalmasının doğru olmayacağını bir kez daha belirtmiş, ancak geçiş döneminde onunla birlikte çalışılmasının mümkün olabileceğini söylemişti. Türkiye'nin Suriye konusundaki politikasına getirilen bu nüansı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Putin'le yaptığı yüz yüze görüşmenin bir sonucu olarak görmek gerekir.

29 Kasım zirvesine tekrar dönersek, bu toplantıda başka önemli kararlar da alındı. Bunlar arasında en somut olanı, 2015 yılı bitmeden yeni bir faslın, 2016 yılında da başka fasılların müzakereye açılabileceği yolunda verilen vaatlerdir.

Bunların arasında Kıbrıs bağlantılı başlıklar da vardır. Sayın Mustafa Akıncı'nın Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesinden sonra Kıbrıs'ta çözüm süreci yeni bir ivme kazanmıştır. 2016 Mart ayına kadar çözümün gerçekleşmesi için, bu kez eskisine nazaran daha güçlü bir iradenin var olduğu görülmektedir. Bu güçlü iradenin yeterli olup olmadığı birkaç ay içinde ortaya çıkacaktır. Kıbrıs sorunu çözümlenirse, Türkiye'nin AB sürecinde Rum kesiminin engellediği bazı başlıkların açılması da mümkün olabilecektir.

29 Kasım zirvesinde alınan en önemli karar, Türk vatandaşları için 2016 Ekim ayından itibaren Schengen ülkelerine girişte vizenin kaldırılacak olmasıdır. Bu kararın gerçekleşmesi için birkaç aşamalı bir yol haritası belirlenmiştir: 2016 Mart ayının başında AB Komisyonu bir yol haritası açıklayacaktır. Türkiye'nin bu yol haritasında öngörülen gerekleri yerine getirip getirmediği 2016 sonbaharında Komisyon tarafından hazırlanacak bir raporda belirtilecek. Eğer karşılanmışsa Ekim 2016'dan itibaren vize serbestisi yürürlüğe girecektir. Gerçi Türkiye'nin bu arada gereğini yapması gereken 72 maddelik bir yapılacak işler listesi var ama bu listedeki işleri çoğu esasen yapılmış durumdadır. Güçlü bir irade olursa, Türkiye geri kalanları da kolaylıkla yapabilir. Bu listede en önemli maddeler Türkiye'nin AB ile imzaladığı Geri Kabul Anlaşmasının hükümlerini harfiyen uygulamak ve pasaportlarımızı AB'nin istediği biçimde parmak izli pasaportlar haline dönüştürmektir. Bu konuda gerek Türkiye tarafında bazı gecikmelerin, gerek AB ülkelerinden kaynaklanan pürüzlerin ortaya çıkması mümkündür. Ancak Türkiye, bu konuda önemli bir gelişmenin eşiğine gelmiştir. Bu fırsatı heba etmemek Türkiye'nin olduğu kadar AB'nin de görevidir.

Türkiye'nin bu noktaya gelebilmiş olmasında Suriyeli mülteciler krizinin ve bu krizin Türkiye'nin işbirliği olmazsa çözümlenmesinin zor olacağının ortaya çıkmasının önemli bir katkısı olmuştur. AB, kendisinin karşı karşıya kaldığı mülteci krizi ile Türkiye'nin vize kolaylıklarından yararlanması işini bir paket haline getirerek Türkiye'ye sunmuş, Türkiye de bu paketi kabul etmiştir. Türkiye'nin AB'ye katılması gibi geniş kapsamlı bir konu ile mahiyeti gereği geçici bir sorun olan Suriyeli mülteciler sorununun birbiriyle ilişkilendirilmesine AB ülkelerinde, bazı kesimlerden tepkiler gelmektedir. Bu tepkilerin süreci olumsuz etkileyip etmeyeceğini ileride göreceğiz.

Zaman

AB süreci canlanıyor mu? YORUMLAR ()

Yorum Yapın

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siyasetcafe.com sorumlu tutulamaz.

Adınız*
Yorumunuz*